Seyahat

Pınar Demir

 “Çok gezen mi bilir yoksa çok okuyan mı ?” sorusunu kimin sorduğunu bilmiyoruz ama biz her iki aktiviteyi de memnuniyetle kucaklıyoruz. Özellikle seyahat öncesi gidilecek yer konusunda araştırma yapmak ve rezervasyon aşamaları bile ayrı bir keyif. Ama şimdi biraz yavaşlayalım. Tek tek gidelim. Neye niyetleniyoruz şimdi? Gezmeye. Fakat nasıl gezmeye? Tabii ki, edebiyat eşliğinde. O zaman neler varmış kütüphanemizde bir bakalım.

Çocuklarla kitaplarında gördükleri yerlere gidebilir miyiz?

Bu konuda kütüphanemizde öne çıkan yazarlarımız Özge Lokmanhekim, Sara Şahinkanat, Yurdanur Ay Paşa ve Lider Hepgenç. Her biri bizi başka bir lokasyona, yazdıkları her kelimeyle başka bir dünyaya götürüyor. Şimdi tek tek bir göz atalım, hangi yazarımız bizi nerelere götürüyor:

Özge Lokmanhekim / Kemal’in Londra/ Brüksel/ Barselona/ Roma Günlüğü:

Oğlu Kemal ile dünyayı gezerken, oğlunun gözünden o şehirlerin yapılarını, müzelerini ve lezzetlerini yazmak isteyen Özge Lokmanhekim burada harika bir işe imza atmış.

Herkes ekonomik şartlardan dolayı bahsedilen ülkelere seyahat edemeyebilir ama bu kitapları çocuklarınızla birlikte okumanıza engel olmasın. Tam tersi, kitapları okuyup çocuğunuzla birlikte o ülkelere özgü yemekler hazırlayabilir ve önemli müze ve tarihi anıtlarını sanat etkinliklerinize konu edebilirsiniz. Sizce de evde geçirilen bir hafta sonu için harika bir etkinlik olmaz mı?

Kitaplar ile ilgili bir fikir edinmeniz için tadımlık bir paragraf:

“Bir efsaneye göre, dişi bir kurdun büyüttüğü Romulus ve Remus adında iki erkek kardeş varmış. Romulus büyüdüğünde yedi tepe üzerinde bir köy kurmuş ve bu köy büyüyerek Roma’yı oluşturmuş.”

Sara Şahinkanat/ Beyoğlu Macerası – Bilgi Avcıları Gizli Görevde:

Anne veya baba olup da henüz Sara Şahinkanat ile tanışmayan yoktur. Annemin çantasındaki annede kendimizi buluyoruz, Piti, Pati ve Pus ile de “Canavar” ‘dan kaçıyoruz. Ama şimdi size belki de hepinizin bilmediği, biraz gölgede kalmış, ama büyük küçük herkesin bayılacağı bir kitaptan bahsedeceğiz: “Beyoğlu Macerası”. Baş kahramanımız bilgi avcısı Sinan ve köpeği Gezgin. Onlar ile birlikte Beyoğlu’nda bir tarihi mekandan diğerini koşarken, bize verilen şifreleri de çözmeye çalışıyoruz? Hangi mekanlar var diye sorarsanız, söyleyemeyiz. Şifreleri çözerek tek tek sizin keşfetmeniz gerekiyor. Bu kitaptan sonra Beyoğlu’na gitmek için içinizde bir kıpırtı hissediyor musunuz? Kesinlikle evet! O zaman gönül rahatlığı ile gezgin kitaplar listemize ekleyebiliriz.

Kitap ile ilgili bir fikir edinmeniz için tadımlık bir paragraf:

“Bu cadde son iki yüzyılda farklı adlarla anılmış, ama ününü hiç kaybetmemiş. Caddede ilerlerken neler mi görüyoruz?

İşte benim çok sevdiğim kırmızı tramvay. Vagonları eskiden atlar çekermiş. 100 yıldır ise elektrikle çalışıyor.

Dedem anlatmıştı; eskiden vatmanlar, yani tramvay şoförleri tramvayın çan sesli kampanasını çalar, caddedeki çocuklar da

‘Dan! Dan! Dan! Çekilin yoldan, geliyor vatman!’ diye bağırarak dört bir yana kaçışırlarmış.”

Yurdanur Ay Paşa/ Çinide Canı Sıkılan Lale/ İstanbul Kaç Yaşında:

İstanbul’dan çıkmak ne mümkün? Bir şehir değil, kendi içinde tek başına bir dünya. İğne oyası gibi ilmek ilmek işlenmiş, her köşesinde bizi bekleyen başka bir sürpriz, başka bir tat. Çocuklarla her güne gezilecek bir yer bulmak çok kolay. Fakat oradaki tüm incelikleri görebiliyor muyuz? İşte tam da burada yazarımız kimsenin belki görmediği inceliklerin altını çizmiş. Rüstem Paşa Camisi’ne girdiğinizde çocuklarınızla birlikte çinileri incelediniz mi? Peki çinilerin üzerindeki laleler ile ilgili konuştunuz mu? Çocuklarımıza binaların yanından öylece geçmek yerine, süslemeleri oradaki emeği görmeyi sağlayabilirsek her gezi için çok daha doyumlu olacağını söyleyebiliriz.

Kitap ile ilgili bir fikir edinmeniz için tadımlık bir paragraf:

“Heyecanlı ziyaretlerin yapıldığı bu yerde, canı çok sıkılan bir lale vardı. Evet, çiniler çok güzel, insanlar çok meraklıydı ama o hep olduğu yerde duruyordu ve bu, onun için çok sıkıcıydı. Acaba o insanlar nereden geliyorlardı? Acaba o duyduğu ses kime aitti?”

Lider Hepgenç/ Kapadokya: Eğlence Diyarı/ Göbeklitepe: Oyun Parkı:

Her çocuğun mutlaka bir kez dahi olsa yalın ayak topraklarına basması gereken yerdir Anadolu. Süsten ve aşırılıktan uzak ama ona rağmen heyecanlı ve sanki farklı bir dünyadan. Tam da bu konuya Lider Hepgenç o kadar güzel parmak basmış ki! Anadolu’nun, Kapadokya’nın kültürel dokusu kahramanımız Dize’nin hayal gücüyle birleşiyor ve yeni oyunlar ortaya çıkıyor. Her köşesi farklı bir masala konu olacak Kapadokya ve Göbeklitepe’ye giderken Lider Hepgenç’in kitaplarını yanımıza almayı ihmal etmiyoruz:

Kitap ile ilgili bir fikir edinmeniz için tadımlık bir paragraf:

“Kapadokya’ya giderken uyuyakalmışım. Annem, yanağıma bir öpücük kondurarak uyandırdı beni ve Kapadokya’ya geldiğimizi söyledi. Heyecanla etrafıma bakındım. İşte kocaman peri bacaları oradaydı. Yanılmamıştım. Eğlenmeyi çok seven periler, kendilerine kocaman bir eğlence diyarı yapmışlardı. Acaba bu eğlence diyarında nasıl oyunlar oynamışlardır, diye düşünmeden edemedim. “

Bu yıl için az çok rotalarımız belli oldu. Daha o kadar çok keşfedilecek yer var ki? Blog’un başına dönersek: çok okuyan mı bilir yoksa çok gezen mi? Hala iddiamızın arkasındayız. Birbiriyle bu kadar uyumlu dans eden başka aktiviteler belki yoktur. Ama kitap ve gezme tutkusu nasıl desek: pasta ve krema gibi, kurabiye ve süt gibi, dolmakalem ve bembeyaz bir kağıt gibi.

Bir sonraki yazımızda giderken bavulumuzda ne olsun, dönerken neleri mutlaka evimize getirelim üzerine olacak.

İçinizdeki çocuğu hiç unutmamanız dileğiyle.



Daha Eski Gönderi Daha Yeni Gönderi